SEYAHAT

Lviv, Ukrayna Yolculuğu

Tarafından yazılmıştır ihaydin

Evet, size haftalar öncesinden arkadaşımla birlikte ayarladığımız ve 22 Nisan günü gittiğimiz Lviv’i ve neler yaptığımı aklımda kalanlar ile anlatacağım. İlk olarak Ukrayna ya gitme fikri arkadaşımın daha önceden gidip, gördüğü, bildiği yer olması ve ayrıca ucuz olması hemde vize uygulanmadan giriş sağlandığından dolayı Ukrayna’yı tercih ettik. Pasaport alma işlemleri için zaten öğrencilere 25 yaşına kadar sadece defter ücreti ile ücretsiz pasaport veriliyordu ve bende masraf olmasın diye öğrenci belgesi ile emniyete başvurdum. Saat 01:00 de Atatürk Havalimanına gelerek chack-inlerimizi yaptık ve ardından biraz dolaştıktan sonra kapıya doğru yöneldik. Ukrayna havayollarına ait saat 03:00 seferli uçağımıza bindik ve seyahatımız başladı. Saat tam 05:07 de uçak havalimanına iniş yaptık. Ardından Lviv havalimanında pasaport kontrolü için sıraya girdik. Girdiğimizde ilk dikkat çeken şey polislerin bayan olması üstelik aynı zamanda güzellerde. Kontrol sırasında ilk defa giriş yapacakları farklı bir odaya alıyorlardı. Sıra bana geldiğinde ise, ilk defa mı geliyorsunuz diye sordular ve beni de diğer odaya aldılar, odadaki memur erkekti. Pasaport kontrolündeki klasik soruları sordular. Neden geldin, kimle geldin, dönüş biletin var mı ve son olarak ne kadar paran var? Şeklinde sorular sordular. Bunların ardından tekrar beni kontrol gişesine yollayarak pasaporta giriş damgasını bastılar ve artık Lviv deydim. Pasaport kontrol noktasında tanıştığımız bir doktor ile üçümüz taksi ile merkeze gidecektik. Otogarlardaki gibi klasik nereye abi diyen şahıslar Lviv’de de var. Yaklaşık 3-5 dolar şeklinde ücret söylüyorlar. 1 dolar 25, 1 euro 28 grivna. 3 kişi için 150 grivna vererek merkeze geldik. Lviv meydanına geldiğimizde saat yaklaşık 07:00 idi.

Birbirine benzeyen, eski ve kanımca güzel olan mimarileri ile sokaklar bomboştu, hostel check-inlerimiz öğleden sonra olduğu için  mecburen dolaşmak zorunda kaldık. Saat 08:00 civarında sokakları temizleyen yaşlı teyzeler vardı. Şunu söylemeliyim ki sokaklarda az çöp kutusu var ve yerler çok temizdi.  Tek sıkıntı rögar kapaklarından kötü kokular geliyordu. İş yerlerinin açılış saatleri değişiklik gösteriyor ve tam saatinde açılıyordu. Saat 7 lerde güne başladığımızda neredeyse her  yeri gezdik uyumadığımız için çok yorulmuştuk ve saat 1 den sonra hostele giderek check-ini yaptık ve uykuya daldık.

Uyandığımızda saat 05:30 du üzerimizden yorgunluk kalktı ve dinçtik. Aradığım ilk şey suydu, 8 grivnaya (yaklaşık ₺1) aldığım suyu içtiğimde boğazımdan kaymak gibi aktı gitti ve tadı gerçekten çok güzeldi. Burdaki insanlar genellikle gazlı suyu içmeyi tercih ediyorlar. Akşam saatleri geldiğinden artık sokaklar dolmaya başladı. Şehirde dolaşırken en çok göreceğimiz şeylerden biride lüks olmayan araçlar, çok fazla eski  araç var ve üstelik tramvayından tutun şehiriçi otobüslerine kadar her türlü ulaşım aracı çok eski. Neden böyle olduğunu sorduğumda ekonomiden dolayı böyle olduğunu söylediler. İnsanları çok  güler yüzlü, saygılı ve yardım severler. Fiyatlar konusunda Türkiye’ye göre çok ucuz. Burada yiyeceğiniz 50-100 ₺ lik et ürünlerini Lviv’de 10-30 grivnaya yiyebilirsiniz. Bu sayede paranız  bitmiyor bile     

Bunların yanında ilginç bir olayda şu; bazı otobüsler yukarıdan tramvay hattına bağlılar. Lviv’de adım başı bulunan parklar zaman geçirmek için birebir. Parkların bazılarında heykeller var ve bunlardan biride kahveyi Ukrayna’ya getiren adam söylentiye göre Osmanlı’nın Viyana kuşatma sırasında o taraflardan alıp Ukrayna’ya getirmiş. Parkların yanı sıra binalarında tepelerinde heykeller mevcut ve bunlar gerçekten şehire estetiklik katmış. Lviv sokakalarında dolaşırken güzel görüntüler görmek gerçekten mümkün.

İstanbul’da düzenlenen yöresel şenlikler gibi etkinlikler burada da vardı ama  bunlar market square denen bir alanda bireysel şekilde tezgah açıyorlar ve burada yeme, içme, hediyelik eşyalar vs. gibi birçok şey var. Bunların yanında kültürlerine ait tatlarıda burada  tadmak mümkün. Güzel bir durum ise genç kızların açtığı tezgah vardı. Burada kendi elleriyle yaptıkları tatlı ve yiyecekleri 10 grivnaya yani ₺1 gibi ücretle alıyorsunuz ve bu ücret kimsesiz çocuklar için yardım olarak gönderiliyormuş. Bu durum çok hoşuma gitti. Nerelisiniz diye sordukarında Türkiye’den geliyoruz dedik ve şaşırarak mutlu olduklarını dile getirdiler.

Gezmeye devam ederken bizim şehirlerimizdeki botanik ve kültür parklar gibi bir yer vardı ve oraya gidelim dedik, bayağı bir yürüyüşün ardından oraya geldik ve çok sakin olduğunu gördük çok fazla aktif değildi açıkçası. Eski püskü birkaç oyuncak dışında fazla bir şey yoktu. Biraz daha dolaştığımızda 50-100 kişi kadar  kişinin toplandığını gördük ve yanlarına gittiğimizde mini konser olduğunu gördük. Kim olduklarını bilmiyorduk ama insanlar eğlenmenin yolunu bulmuşlardı. Burayı da dolaştıktan sonra artık buradan da ayrılma vakti geldi. Merkeze doğru yol aldık artık acıkmıştık ve bir restorana girdik. Fiyatlar gerçekten çok ucuzdu. Yemeğimizi de yedikten sonra hostele doğru gitmeye başladık. Hostele  geldikten sonra salonda oturan arkadaşlarla muhabbete daldık ve ilk gün zaman böyle geçmiş oldu. Artık uyuma vakti . Saat 02:00..

Yazar hakkında

ihaydin

Yorum Yap