SEYAHAT

Karkiv, Ukrayna Yolculuğu

Tarafından yazılmıştır ihaydin

Sabah saat 07:30 suları artık Karkiv’deyiz. Trendeki dede şunu şunu yapın dedi anlamadığımızı fark edince birlikte gideriz şeklinde hareket yaptı ve sağ olsun metro binişine kadar götürdü.
Spasiva dede.

Karkiv’de metroya biniş jetonla olmadığı için kağıt fiş almalıydık. Bunun için otomattan fiş aldık ve metroya binerek şehir merkezine doğru yol aldık. Sadece uçuş için Karkiv’e geldiğimden dolayı zamanımız kısıtlıydı ve saat 11 lerde havalimanında olmamız gerekiyordu. Metrodan indikten sonra yürümeye başladık, epeyce yürüdük. Yol kenarlarını erken saatlerde süpüren insanlar burada da mevcut.

İlerliyoruz dümdüz ilerliyoruz, cadde upuzun olduğu için bir uçtan bir ucu neredeyse gözükecek. İlerlerken bir yandan da yol kenarlarındaki heykellere bakıyorum. Sanırım bu kişiler komutandı. Anlamadığım için okumadım. Neyse ilerlemeye devam ediyoruz ve hedef özgürlük meydanı. (Hürriyet meydanı) Halen yürümeye devam ediyoruz (Ulan ne yürüdük   ) Bir yandan da zaman azalıyor. Erken saatler olduğu için sokaklarda pek kimse yok. Yürüyüşümüz devam ederken bir yandan da acıkmaya başladım neyse ki meydana geldik. Özgürlük Meydanı  Avrupa’nın en geniş üçüncü meydanıymış. 1926-1996’ya kadar Dzerzhinsky Meydanı ismini taşıyormuş.1964 yılında meydana Lenin’in heykeli dikilmiş ve ülke bağımsızlığını kazanınca tekrar yıkılmış.  Meydan 690-750 metre uzunluğunda, 96-125 metre genişliğindedir. Meydanı da ziyaret ettikten sonra geri dönmeye başladık ve yolu yarıladık ki çok fena yoruldum. (Beni bi elamet aldı vuu ) Biraz daha ilerledikten sonra bi kenarda dinlendikten sonra tekrar yola koyulduk ve kahvaltı yapmak için açık mekan aramaya başladık fakat bulamadık. 100 metre kadar ilerde Mc.Donalds gördük ve en azından oraya gidelim dedik. İçeriye girdik ve hemen bir şeyler alıp yanında portakal suyunu da alıp portakal suyunu birden vakumladım ve kendime geldim.

Karkiv Karnımızda doyduğuna göre  telefonları şarj etmemiz gerekiyordu. Prizlerin olduğu bölgeye geçerek telefonlarımızı şarj ederek bir yandan da dinlenelim dedik. Zaman iyice azalmaya başladı ve havalimanına gitmemiz gerekiyordu. Yola çıktık, havalimanına nasıl gidebileceğimizi sorduk ve bir market adı söyleyip, oradan otobüse binip gidebilirsiniz dediler. Sıra marketi bulmakta ve polis memuruna sorduk. Tarifi aldıktan sonra marketi bulduk ve otobüse bindik. Yaklaşık 15 dakika sonra havalimanına geldik ve bir yandan da yağmur yağmaya başladı. Limana giriş yaptıktan sonra oturup biraz dinlendik, dolaştık. Wifi ye bağlanmam gerekiyordu, hemen bağlanayım dedim ve bağlandım ama ilk önce oturum açmam gerekiyordu. Oturum açmam gerekiyordu, açtım fakat olmadı. Neyse sonra hallederim dedim ve kruvasan ile çay aldık. Oturup çayımızı içerken birden bir fotoğraf çekeyim dedim ve telefonu çıkardım, çıkarmaz olaydım. Güç tuşuna basıyorum basıyorum hiç bir şey olmuyor. Aniden gözüme bir ışık geldi ve iyice baktığımda telefonumun çalıştığını fakat ekran ışığının çalışmadığını fark ettim. Arkadaşımın telefonunun flaş ışığı ile bakmaya çalıştım ve zar zor parlaklığı fulledim. Fakat yine herhangi bir değişiklik olmadı. Dakikalarca uğraşmama rağmen hiç bir şey yapamadım ve gider ayak moralim bozuldu. Uçuş zamanı da yaklaşmıştı, arkadaşım burada kalacağı için vedalaşıp binişe doğru ilerledim. Zamanı gelince de uçağa bindim ve 2 saat sonra memlekete ayak bastım. Atatürk Havalimında da yaklaşık 1 saat kadar daha telefonla uğraştım ve sonuç yine değişmedi. İç hatlara giderek Kütahya için bilet alarak biraz İstanbul’da takılıp, bekledikten sonra uçağa bindim ve 50 dakika sonra Zafer Havalimanına geldim. Hemen sonra servislere binip 30 dakikaya Kütahya’ya geldim. İyi yada kötü bir maceranın sonuna gelmiş oldum. Olursa başka sefere başka bir macera da görüşmek dileğiyle hoş çakalın, kendinize iyi bakın.

Yazar hakkında

ihaydin

Yorum Yap